26 Ocak 2015 Pazartesi




Ger derse Fuzuli ki güzellerde vefâ var
Aldanma ki şair sözü elbet yalandır

Dest-bûsı ârzûsuyla ölürsem dostlar,
Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su.

İlm kesbiyle pâye-i rif'at
Bir hayal-i muhal imiş ancak
Aşk imiş her ne var âlemde
İlm bir kıyl u kâl imiş ancak

Neyanar kimse bana âteşî dilden özge, 
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı





Yazım içün Ömer Özdek'e teşekkürler...

17 Ocak 2015 Cumartesi





Trafikteki Saygınlığımız


Saygıyı benimseyememiş insanların altına araba verirseniz trafiğin durumu bugünkinden farklı olmayacaktır.
Hemen hepimiz her gün trafiğin kargaşasından şikayet eder dururuz. Trafiğe çıkan en sakin insanın bile şalterlerinin attığı çok olmuştur. 
İstanbul ve trafiği âdeta bir kıyma makinesi gibi.
Kendi organizmasını oluşturmuş inorganik bir sistem.
Şikayetlerimizi sıralarsak buradan Kaf dağına yol olur.

Ama benim değinmek istediğim nokta başka bir şey.
Bendenizin anlatmak istediği; kendi saygımıza bu kadar kolaylıkla tecavüz etmemiz.
Ekseriyatımız trafikte kural nedir tanımayız hak nedir bilmeyiz hukuku çiğneriz.
Düşünsenize trafik kurallarından birini ihlal etmenin cezası hapis olsaydı sokakta çocuklardan başka insan kalmazdı.
Daha geçen akşam bir olaya şahit oldum ki akıllara zarar.
Anası babası belli terbiyesi kayıp bir mahlukat, kırmızı ışıklarda durağan halde. Sağ koltukta oturan şahsiyetsiz arkadaşı kapıyı açıp yolun ortasına bira şişesini bıraktı.

Vah İstanbul sen böyle densizleri barındaracak şehir miydin ?
İnsanın el frenini çekip arabadan inip o şişeyi adamın kafasına vurası gelmiyor değil. Arabaya vursak arabaya yazık.
Ulan deyyus herif, ya senin arkandan bir araç gelip o şişeyi ezse! 
Belki lastiği patlamayacak. Ya sürücüsü panikleyip ani bir hareket yapıp yoldan çıksa ? Velev ki bunun bir ambulans olma ihtimalini göz önünde bulundursak ?
O beyni olmayan şahsın ruhu bile duymayacaktı.

Hasıl-ı kelâm şöyle bir düşünce geliyor aklıma; demek ki bu insanların kendine hiç saygısı yok keza başkalarına olsun. Devlet her yolu 10 şeritte yapsa bu böyle devam edecek.

Yolda yürümenin adabını bilmeyen bizlerin eline direksiyon tutturursan olacağı neydi ya ?
Devlet trafik sorununa çözüm bulamıyor demeden önce biz ne kadar kurallara uyuyoruz bir düşünmek, iğneyi kendimize batırmak lazım.

Yoksa her gün trafiğin içinde kelle koltukta gitmeye daha çook devam ederiz...


*Hayat kurtarıcı not: Uzun araçları sağ taraflarından sollamaya kalkmayın!!!

15 Ocak 2015 Perşembe









Boşluk


Niçin var olduğumuzu unutmamak gerekli hayatı anlamak için.
Sadece yemek, içmek, eğlenmek için bu dünyaya gözlerimizi açmadık. Var oluş sebebimizi unuttuğumuz an uçurumdan yuvarlanmaya mahkumuz.
Bir şeyleri ispat etmeliyiz.
Kendimizi kanıtlamalıyız.
Evet kanıtlamalıyız.
Kanıtlayacağımız kişiyi yanlış yerlerde aramak insanların yaptığı en vahim hatadır.
Bizi yoktan var edeni, rızkımızı vereni, yaşam ile ölüm arasında öncesinde ve sonrasında dahi her şeyimizi bileni, yazanı, kadir-i mutlak olanı unutmaktan daha kötü ve cahilce ne olabilir ki bu pislik içinde yüzen dünyada?
Para için kendimizi yok saydığımızı unutmak farkına bile varmadan yok olup gideceğimiz bu dünyaya en muhteşem güzellik.
Evet güzellik bu dünyanın bizden istediği bu.
Bir hiç olup en aşağılık varlık haline getirmek.
Bu hiçliği öylesine benimsemişiz ki neler kaybettiğimizi göremeyecek kadar körleşmişiz.
Bu girdaptan kurtulmak için ölümün bizi yakalamasını beklemekten başka bir yol bulmalıyız.

Varlığımıza bir anlam katmak için...

5 Ocak 2015 Pazartesi



Aydınlık Gelecek

Yeni bir can dünyaya geldiğinde sevinç kaynağı olur çevresine.
Düşünürüz bazen: “Büyüyünce kim bilir neler yapacak.!?”.
Hep de iyi düşünürüz!

Yüksek tahsil, ödüller; vatana millete, insanlığa faydalı olacak inşallah…

(Niceleri oldu çok şükür.)

Nasıl biri olacağına dair endişe duyanlar da var. Herhangi bir bebeğe bakarken ara sıra ben de bol ihtimalli düşüncelere dalıyorum.
Önce olumlu düşünüyorum, sonra olumsuzlar geliyor aklıma. Tasvip etmediğim hallerde olan gençler ve yetişkinler de neticede onlar gibi masum ve dünya tatlısı canlardı. O halde bu bebeklerden de onlara benzeyenler olabilir. (Uzun zamandır oluyor.)
Erkek ise; disko-barlara sıkça gidebilir. Zamparalık yapabilir.
Kız ise peşine erkekleri katmak için edebe uymayan hallere girebilir.

Hayat sürprizlerle doludur. Neler neler olabilir! Bu endişelerle gördüğüm her bebek ve çocuk için “Allah salihlerden kılsın!” diye içimden dua ediyorum.

Aramıza yeni katılan insanlar, büyüdüklerinde alkolik olabilirler. Uyuşturucu bağımlısı ve/veya satıcısı olabilirler. Ömürlerinin önemli bir kısmı hapiste geçebilir. (Liste uzar gider!)

Belki de normal insanlar olurlar: Lotocu!
Toplumun ortalamasını aldığınızda göreceksiniz ki; umutlarını şans oyunlarından gelebilecek büyük ikramiyelere bağlayan insanlarız.

Yeni bir şans oyunu da ‘idiia’dır. Her caddeye veya yakınına bir bayi açılmış. Küçük büyük demeden iddiaya giriyor milletim. Yerli, yabancı takımların uzmanı oluyorlar. Zihinleri, gündemleri, sohbetleri bunun üzerine oluyor. Aydınlık gelecek uzaklaşıyor…
Ebeveynleri piyango ve sayısal loto oynayan bir genç için bunlar çok tabiidir!

Devletimiz, özel kumarhaneleri yasakladı. Son tahlilde Milli Piyango İdaresini de 10 yıllığına elinden çıkardı.

Kumarın topluma ne gibi faydaları var acaba? Sosyologlarla, Psikologlarla bu konu konuşuldu mu?

Bizim ideal devletimiz tombalacı olamaz.
Milli Piyango İdaresi iktisadi açıdan bir vergi kapısıdır. Bir çırpıda kapatılamaz değil mi?!
O halde yeni nesillerin de kolaylıkla kumarbaz olmasına göz yumalım…

Zamanında “Haftada bir kolondan bir şey olmaz!” diyen annemi caydırmam bir yıl sürmüştü. Elbette televizyonda konuşan hocalarımızın da etkisi büyüktü…

“Az olunca günah olmaz!” düşüncesi milyonlarca insanın prensibi olmuş.
Pek çok hayalini gerçekleştirmek için tek çıkar yolun büyük ikramiyeler olduğuna inanmış nice insan var! Gel vazgeç dediğimizde, sanki hayallerinden vazgeç demiş gibi oluyoruz.
Üstelik kumarı kesinlikle yasaklamış bir dinin mensupları bunlar…

Para ya da herhangi bir şey verdiğinizde veya vereceğinizi taahhüt ederek iştirak ettiğiniz her türlü oyun kumar olur. Eğer kazanmak ve kaybetmek durumlarında sizden hiçbir şey çıkmayacaksa(yani ikramiyeleri oluşturan para, katılımcılardan toplanmıyorsa) o zaman ilgili anlaşma kumar olmaz.

Hayallerini buna bağlamış insanlarımıza sesleniyorum; her yarattığı canlının rızkını veren Allah c.c size zenginlik vermek isterse, bunu aklınıza gelemeyecek kadar çok yöntemle yapaya gücü yetendir! Sanki tek yol şans oyunlarıymış gibi düşünürseniz trajikomik bir hale düşersiniz.
Bir de büyük ikramiyenin kendisine çıkması için Allah’a dua edenlerimiz var! Lütfen bunları düşünün. Gelişigüzel yaşayanlardan olmayın.

Benim “Aydınlık Gelecek”imin devleti kumar oynatmaz. Alkol de satmaz, sattırmaz.
İlkokuldan itibaren ar-ge’ye, yapıcı sanata özendiren faaliyetler düzenler.
Üniversiteye giriş sınavı olmaz.
Her adımda vergi olmaz, vatandaşlık maaşı olabilir.


Ya siz, 'Aydınlık Geleceğinizi' hiç düşündünüz mü?